GEMİ PERVANELERİ

 GEMİ PERVANELERİ

Geminin su içerisindeki hareketini sağlamak için ihtiyaç duyulan itme kuvveti pervane, çark, su jeti vb. sistemler ile sağlanır. Su üzerinde taşıma ve gemilerin kürek, yelken gibi sistemlerle sevk edilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. Mekanik sevk sistemleri ise yeni sayılabilecek bir sevk sistemidir. Mekanik sevk sistemleri arasında en eskisi ise ‘Padıl çark’ mekanizmalarıdır.

Buhar makineleri ile birlikte uygulanan padıl çark sistemi 1850 yılına kadar çok yaygın kullanılmıştır. Padıl çark mekanizmalarının verimi diğer sistemlere göre daha yüksek olsa da bazı dezavantajları kullanımının sınırlanmasına sebep olmuştur. Padıl çark mekanizması yüksek manevra ve sığ sulardaki kullanım avantajları sebebiyle iç sularda draftları fazla değişken olmayan römorkör, nehir gemisi vb. gemi tiplerinde yaygın olarak kullanılmaya devam etmiştir.

Uskur pervanenin ilk pratik uygulaması 1802-1804 yıllarında 7.5 metre boyundaki bir tekneye önce bir sonra iki tane pervane monte ederek deneyler yapmış olan Amerikalı müşavir avukat Colonel Stevens tarafından yapılmıştır. Fakat o yıllarda konuya ilgi duyulmamış ve kabul görmemiştir.

1828 yılında Avusturyalı bir orman memuru olan Ressel, kendi dizayn ettiği pervaneyi 18 metrelik bir tekneye monte ederek başarılı deneyler yapmıştır. Bu deneylerden birinde boru patlaması sonucu yaralanmalar yaşanmıştır. Daha sonra finansal eksiklikler sebebiyle proje yürütülememiştir.

1836 yılında Pettit Smith adında bir İngiliz çiftçi ile Erricsson adında bir İsveçli eş zamanlı olarak Ressel’in pervanesine benzer bir sistem için patent aldılar. Erricsson’un pervanesi İngiltere’de yeterli ilgiyi görmeyince Amerika’ya gitti. Daha sonra bu pervane Amerika ve Fransa’da kullanılmaya başladı.

Pettit Smith ahşaptan yapmış olduğu pervanesini 6HP gücünde bir buhar makinesine monte etmiş ve denemiştir. Deneylerde demirli bir gemiyle çarpıştı pervanesinin yarısı kırıldı. Bu çarpışma sonucunda kırılan pervaneyle daha süratli gidildiğini farkeden Smith, pervanesini kaza sonuçlarına göre modifiye ederek günümüzde kullanılan pervane modeline çok yakın bir modelleme çıkarttı.

Gemi Pervanelerinin Yapısı

Pervaneleri oluşturan bölümlere göz gezdirecek olursak:

Pervanenin merkezinde pervane göbeği adı verilen pervaneyi şafta bağlama amacıyla yapılan disk şeklinde bir parça vardır. Bu diske pervanenin kanatları yerleştirilir.

Pervane kanatları da bazı bölümlere ayrılmaktadır. Mesela kanat yüzü pervane kanadının yüksek basınca maruz kalan yüzü iken kanat sırtı ise düşük basınca maruz kalan yüzüdür. Gemiye kıç taraftan başa doğru baktığımızda pervanenin görünen yüzü kanat yüzü olmaktadır.

Bu kanatların kökü ve ucu adı verilen bölümleri ise adı üstündedir. Kökler pervane göbeğine kanatları bağlar. Kanadın şaft merkezine en uzak noktasına da kanat ucu denir.

Pervanelerin dönüşü sırasında kanat kesitinin suyu yardığı uca giriş ucu veya önder kenar denir. Suyun kanat yüzeyini terk ettiği uca da çıkış ucu veya takip kenar denir.

Ayrıca pervanelerin en önemli özelliklerinden biri de dönüş yönüdür. Hangi pervanenin hangi yöne döndüğünde gemiyi ileri itecek olması kilit noktadır. Gemiye kıç taraftan bakan birisi için sağa dönüşlü bir pervane saat yönünde döndüğü zaman gemiyi ileri iten gücü oluşturur. Tam tersi de sola dönüşlü pervaneler için geçerlidir. Gemi pervanelerine bakarak o pervanenin ne yönde olduğunu anlamak mümkündür. Geminin kıç tarafından pervaneye baktığımızda pervane kanadının hangi ucu gemiye yakınsa (sağ-sol) o yönün ismi pervaneye verilir. Tek pervaneli gemilerde genelde sağa dönüşlü pervaneler tercih edilir. Çift pervaneli gemilerde ise manevra ön planda ise pervaneler dışa dönüşlü tercih edilirler. Eğer verim ön planda ise pervaneler içe dönüşlü tasarlanmalıdır.

150 yıldan beri uskur pervane gemilerin sevkinde en uygun araç olarak süregelmiştir. Geçen bu süre zarfında pervanenin dizaynında ve sevk sistemlerinde birçok değişiklik yaşanmış olsa da pervane yapısında büyük bir değişiklik olmamıştır. Yüksek verim ve kullanım şartlarına uygunluğu sebebiyle uskur pervaneler uzun yıllar daha kullanılmaya devam edecek gibi duruyor.

Yazan: Hasan Eroğlu