Denizaltılar

 Denizaltılar

Denizaltılar, deniz harbinin en önemli parçalarından birini oluşturan gemilerdir. Mühendisliğin gelişmesi ile denizaltılar özellikle 2. Dünya Savaşı’nda çokça boy göstermişlerdir. Akabinde devletlerin istihbarat araştırmaları ve veri toplama için yürüttüğü gizli çalışmalarda çokça kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. Devletler arasında büyük bir güç çarpanı olması sebebiyle gelişmiş ülkelerin denizaltı teknolojisine verdiği önem göze çarpmaktadır.

Denizaltılar ilk dönemde yalnızca bir süreliğine batabilen ve su yüzeyine çıkmak zorunda olan gemilerdi. Fakat günümüzde denizaltılar aylarca satıha çıkmadan görev yapabilmektedirler. Bunu sağlayan sebepler ise başta tahrik sistemi olmak üzere; sızdırmazlık ve mukavemettir. Günümüzde üretilen denizaltılarda kullanılan başlıca tahrik sistemleri: Dizel-Elektrik, Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Dizel Motorlar ve Nükleer Tahriktir. Bu sistemler denizaltının günlerce su altında kalmasını sağlamaktadır. Sızdırmazlık ve mukavemet ise daha çok metalurji biliminin gelişimi ile alakalıdır. Denizaltına ve harp sahasına en uygun çelikler üretilerek bu sistemlerde kullanılmıştır, bu da bu araçlara operasyonel üstünlük sağlamıştır. Denizaltılarda mukavim tekne formunun oluşturulabilmesi için ilk etapta HY-80 çeliği tercih edilmekteydi, metalurji bilimin gelişimi ile beraber HY-100 de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Çok özel araçlarda HY-210 gibi çelikler de kullanılmış olsa da genel denizaltı inşasında HY-80 ve HY-100 tercih edilmektedir.

Denizaltılar genel olarak gizlilik esaslı operasyonlarda bulunan araçlardır, bu sebeple kendileri de silahları da olabilecek en sessiz duruma gelecek şekilde tasarlanır. Denizaltıların ana silahları torpidolardır. Torpidolar genel olarak ağır ve hafif sınıf olarak ikiye ayrılmaktadır. Ağır sınıf bir torpidonun herhangi bir gemiye isabet alması durumunda geminin mukavim kalabilme ihtimali yoktur. Hafif sınıf torpidolar ise genelde denizaltıların sızdırmazlık özelliklerini bozmak için kullanılmaktadır fakat gemilere verdiği hasar da azımsanmayacak derecededir.

Son olarak denizaltılar her gemi gibi askeri bir üstür. Nükleer tahrik teknolojisinin denizaltılara entegre edilmesiyle beraber denizaltılar gıda hariç satıha çıkma gereksinimi duymamaktadır. Bu da onları çok gizli ve neredeyse bulunması imkânsız birer makine haline getirmektedir. İçerisinde bulunan yaşam mahalinin kısıtlı olması ise denizaltıların başlıca dezavantajları arasında yerini almaktadır. Tatlı su problemleri ve yeterince gıda stoklayacak yerin olmaması gibi sıkıntılar denizaltılarda görev yapan askerlerin hayatını zorlaştırmaktadır.

Yazan: Hasan Eroğlu