18 MART ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ

 18 MART ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi , Birinci Dünya Savaşı’nın tüm gücüyle devam ettiği yıllarda Çanakkale Boğazında İngiliz ve Fransız kuvvetlerinden müşterek Birleşik Filo ile Osmanlı ordusu arasında yapılan deniz savaşlarının kilit noktasıdır. Dünya, savaşın başlamasından çok önce çıkar çatışmalarıyla İtilaf ve İttifak olarak ikiye ayrılmış ve bazı değişikliklerle savaşın başlangıcına kadar bu gerginlik tırmanmıştı. Çok geçmeden 1914 yılında başlayan savaş , aynı yıl içerisinde Osmanlı İmparatorluğuna da sıçramıştı. Osmanlı İmparatorluğu yeni çıktığı Balkan Savaşlarının etkisini atlatamadan kendini Türk milletinin deyimiyle Harb-i Umumi’de yani Cihan Harbi’nde bulmuştu. Aslında tarafsızlık politikası izlemeyi ve savaştan yorgun çıkan dünyada eski kaybettiği topraklarını kazanmayı uman imparatorluğun planlarını iki Alman savaş gemisi bozacaktı. Savaştan önce Akdeniz’e gönderilen Goben ve Breslav isimli savaş gemileri , savaşın başlamasıyla Akdeniz’den çıkamayıp Osmanlı İmparatorluğu’na sığındı. Gemileri satın aldığını ilan eden Osmanlı İmparatorluğu isimlerini Yavuz ve Midilli olarak değiştirdi. Personelleri Osmanlı Bahriye üniforması giyen gemiler Amiral Souchon komutasında Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın gizli emri ile Karadeniz’e açıldı ve Rus limanlarını bombaladı. Buna karşı cevabını savaş ilan ederek gösteren Rusya doğudan Osmanlı topraklarına saldırdı.  Rusya’dan sonra İngiltere ve Fransa da sırasıyla Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan ettiler.  İngiliz savaş gemileri İzmir, Akabe limanlarını ve Çanakkale Boğazı’nın dış kalelerini bombaladı.

Bu sırada Almanya karşısında ezici bir yenilgi alan ve vurucu gücünün önemli bir kısmını kaybeden Rusya savaşmaya devam edebilmesi için İttifak Devletleri’nden acil olarak askeri yardım ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkas Cephesi’ndeki askeri varlığını azaltabilmek için yeni bir cephe açılmasını talep etti.  Bu talep , dönemin İngiliz Donanma Birinci Lordu Winston Churchill tarafından güçlü bir destek gördü. Churchill’e göre Çanakkale Boğazı’na yapılacak olası bir donanma harekatıyla boğaz zorlanmadan geçilecek , Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul işgal edilerek Almanya’nın bir müttefiki savaş dışı bırakılacak ve Rusya’ya gerekli yardım götürülecekti.  İlk başlarda gerek Savaş Bakanı Lord Kitchener gerekse Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafından karşı çıkılan bu plan tamamıyla Winston Churchill’in gayretleri sonucu kabul edildi. Bu görev için Prezeve Deniz Savaşı’ndan beri görülmemiş büyüklükte bir birleşik donanma Akdeniz’de toplanmaya başladı.

Bu tarihlerde Çanakkale Boğazı’nın savunması oldukça yetersizdi. Elde değişik çaplarda 230 top bulunurken bunlardan ancak 82 tanesi donanma toplarıyla düello yapabilecek kapasitedeydi.Bu toplar arasında uzun menzilli sabit toplar ile birlikte hareket edebilen seyyar obüs bataryaları da bulunuyordu. Bunların dışında boğazda 11 hat halinde 40-45 metre aralıklarla 4-4.5 metre derinliğe bırakılmış 377 mayın bulunmaktaydı. Ayrıca tepelere ışıldaklar ve deniz yüzeyinin altına denizaltı ağları konularak savunma pekiştirilmişti. Boğaz savunması ana olarak üç bölümden halinde düzenlenmişti. En dışta bulunan Dış Tahkimat Gelibolu’da Ertuğrul ve Seddülbahir,  Anadolu’da ise Kumkale ve Orhaniye tabyalarından oluşmaktaydı. Orta Tahkimat ise tamamen hareketli obüs ve sahra toplarından oluşmaktaydı . Bu toplar düşman ateşine göre mümkün olduğunca yer değiştirerek  düşmanı şaşırtmayı hedeflemekteydi. Boğazın ana savunma düzeni ise Merkez Tahkimattır. Tabyaların büyük çoğunluğu ve mayın hatları boğazın bu en dar kesiminde mevzilenmişlerdi. Burada görevli tabyalar Avrupa yakasında sırasıyla  Değirmendere, Kilitbahir, Namazgah, Rumeli Hamidiyesi, Rumeli Mecidiyesi ; Anadolu yakasında da sırasıyla Nara , Anadolu Mecidiyesi, Anadolu Hamidiyesi, Çimenlik, Dardanos ve Mesudiye tabyaları olmak üzere 11 tabya olarak düzenlenmişti. Boğazın savunulması Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın sorumluluğuydu ve komutanı Cevat Çobanlı Paşa’ydı.

Buna karşılık İngiliz Akdeniz Filosu , Amiral Carden’in isteği üzerine  12 muharebe gemisi, üçü ağır olmak üzere 6 kruvazör, 16 muhrip, 12 mayın tarayıcı, 6 denizaltı ve çeşitli sınır gemilerin yanında Quenn Elizabeth ile Irresistible zırhlılarıyla desteklenmiştir. Fransız Donanması’nın da harekât için Amiral Guepatre komutasında dördü zırhlı, dördü denizaltı olmak üzere 26 parçalık bir filo tahsis etmesiyle oluşan Birleşik Filonun orta ve ağır çapta toplam 247 topu bulunmaktaydı.

19 Şubat’ta hazırlıklarını tamamlayan İtilaf Donanması operasyonu başlatmış ve Dış Tahkimat’ı bombardıman etmeye başlamıştı. Anca 12 zırhlı ile yapılan bu aralıksız bombardıman hedefine ulaşamamış ve tabyalar susturulamamıştı. 25 Şubat’ta tekrarlanan taarruzda tabyalardaki cephaneliklerinin isabet alması ve eski model olan topların aşırı ısınması gibi sorunlar yüzünden Dış Tahkimat tabyaları susmuştu. Dış Tahkimat’ın susturulmasıyla filo Orta Tahkimat’ı imha etmek için boğaza giriş yaptı. Ayrıca etkisiz hale getirildiği düşünülen giriş tabyalarındaki topların tamamen imhası için karaya birer müfreze çıkartıldıysa da çıkartılan bu müfrezeler ağır ateşle karşılaşıp geri çekilmişlerdi. Hareketli obüslerin varlığı nedeniyle başarılı olamayan filo da geri çekilmek zorunda kalmıştı. Devam eden harekatlarda da işler İtilaf Devletleri’nin beklediği gibi gitmiyordu. Donanmanın yaktığı binlerce top mermisine rağmen Osmanlı topçusu susturulamıyor ve mayın hatları temizlenemiyordu. Bununla birlikte Amiral Carden’in 14 Mart’ta sunduğu donanmanın her şeye rağmen olanca gücüyle Orta ve Merkez Tahkimat’a taarruz etme planı onaylanmıştı. Ne yazık ki kendi planının uygulandığını hastalığı sebebiyle göremeyen  Carden yerini 16 Mart’ta Amiral De Robeck’e bıraktı.

Mart 1915’te Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın elinde sadece bir adet keşif uçağı bulunmaktaydı. 3 Mart 1915 günü Üsteğmen Cemal Bey ve makinisti Vahran Usta bu tek uçakla çıktıkları keşif görevinde boğaz girişindeki mayınların temizlendiğini fark ettiler ve bunu komutanlığa bildirdiler. Bunun üzerine 7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece göreve çıkan Nusret mayın gemisi taşıdığı 26 mayını Erenköy Körfezi Karanlık Liman mevkiine sahile yakın ve kıyıya paralel olacak şekilde dökmüştür. Bu 11.mayın hattının Karanlık Liman’a dökülmesinin nedeni ise olası bir harekatta manevra yapma ihtiyacı duyacak gemilerinin boğazın en geniş yeri olan Erenköy Körfezi’ni kullanacaklarının tahmin edilmesiydi. Nitekim bu tahmin doğru çıkmış ve düşman hava keşfiyle de görülemeyen mayınlar savaşın seyrini etkilemişlerdi. Hava keşfi sırasında bu mayınları görmeyen İngiliz pilot ise idam edilmiştir.

18 Mart sabahı keşif için havalanan Yüzbaşı Serno ve Önyüzbaşı Schneider’in kullandığı uçak Birleşik Filonun savaş düzeninde boğaz yönünde ilerlediğini gördü ve Müstahkem Mevki Komutanlığına iletti. Dev armada 3 ana grup halinde örgütlenmişti. 1.filo(grup) Queen Elizabeth, Lord Nelson, Agamemnon ve Inflexible olmak üzere ne güçlü 4 İngiliz zırhlısından oluşuyordu. Bu filonun görevi uzak mesafeden Merkez Tahkimatı bombalamak ve arkadan gelen filolara destek vermekti. 2.filo ise Gaulois , Charlemange, Bouvet ve Suffren adında 4 Fransız zırhlısından oluşmaktaydı. Görevleri ise 1.filonun uzak mesafeden dövdüğü Merkez Tahkimatı yakından bombalamaktı. Kalan 10 İngiliz zırhlısı da 3.filo olarak gruplanmıştı. Bu zırhlılardan Vengeance, Irresistibe, Albion, Ocean, Majestic, Prince George, Swiftsure, Triumph yanlardan ileri çıkarak koruma görevini yürütürken Canopus ve Corwallis zırhlıları da geride yedek olarak kalacaktı. Bunların haricinde 14 destroyer, 7 denizaltı, 21 mayın tarama ve onlarda farklı destek gemisiyle armadanın mevcudu 100 parçayı geçiyordu.

Sabah saatlerinde Agamemnon öncülüğünde 2.filo tarafından desteklenerek boğaza giren İngiliz zırhlıları Quenn Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson ,Inflexible sırasıyla Anadolu Hamidiye,Rumeli Mecidiye, Namazgah ve Rumeli Hamidiye tabyalarını hedef alarak ateşe başladılar. Bombardımanın başlangıcında pek etkili karşılık vermeyen Osmanlı topçuları , Amiral De Robeck’in  2.filoya 1.filonun yerine geçme emrini vermesiyle karşılık vermeye başladılar. Yoğun ateş altında kalan İngiliz zırhlıları ardı ardına isabet almaktaydılar. Inflexible’a düşen mermiler geminin bir taretini parçalamış, güvertede yangın çıkmasına sebep olmuş ve geminin kumanda kulesini vurmuştu. Aynı şekilde Agamemnon ve Queen Elizabeth zırhlıları da isabet almaktaydılar. İlerleyen Fransız hattı tabyaların menziline girdiğinde Osmanlı topçusunun ateşi doruk noktasına ulaşmıştı. Bouvet’in direkleri ve bacaları parçalandı ve gemi su almaya başladı. Suffren’de de yangınlar başlamış ; kalan zırhlılar da isabet almaktaydılar. Bunun yanında karşı tarafta Osmanlı tabyalarının da durumu pek iyi değildi. Bazı toplar vurulduğundan bazısı da enkaz altında kaldığından arızalanmıştı. Ayrıca bombardıman tabyalar arasındaki telefon hatlarını koparttığı için iletişim kesilmişti. Bu yüzden Osmanlı topçusunun ateşi yavaşlamıştı.Ancak hala etkisini korumaktaydı. Amiralin emriyle harekete geçen mayın gemileri gibi Inflexible’da bu ateşten payına düşeni almıştı ve alevler içinde geri çekiliyordu. Aynı şekilde Gaulois ve Bouvet’de hasar almışlardı. Boğazdan olanca hızıyla kaçan Gaulois Bozcaada civarlarında karaya oturtularak batmaktan kurtulmuşsa da  Bouvet onun kadar şanslı değildi. Manevra yaparken  Nusret’in Karanlık Liman’a döktüğü mayınlardan birine çarpan gemi 3 dakika içinde alabora olarak , 710 kişilik mürettebatından 660 kişiyle birlikte battı.Anadolu ve Rumeli Mecidiye tabyalarının ateşlerini üstünde toplayan Irresistible zırhlısının da sonu aynıydı. Top atışlarından dolayı yerini değiştirmek için manevra yaparken mayına çarptı. Kurtarılma olanağı bulunmayan Irresistible boşaltıldı ve Rumeli Mecidiye tabyasından gelen atışlarla batırıldı.

Özellikle Irresistible’ ın durumundan sonra Amiral De Robeck geri çekilme emri verdi. Ocean zırhlısı geri çekilirken dümeninden isabet aldı. Parçalanan dümeni yüzünden manevra kabiliyetini kaybeden zırhlı , Irresistible’ın 1 mil ilerisinde mayına çarptı. Mürettabatı muhripler tarafından kurtarılan Ocean akşam saatlerinde battı.

Günün sonunda savunmanın kaybı Türk tarafından 79 şehit ve yaralı , Alman tarafından da 18 ölü ve yaralıyken İtilaf Devletleri  800 ölü vermiştir. Ayrıca Irresistible,Ocean,Bouvet batmış ; Gaulois,Inflexible ve Suffren savaşamaz duruma gelmişlerdir. Vurucu gücünün üçte birini kaybeden Birleşik Filo geri çekilirken boğazların sadece donanmanın zorlamasıyla geçilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu düşünce Çanakkel Kara Savaşları’nın başlamasına yol açacaktır.

 Osmanlı ordusunun yenilmez İngiliz donanmasını yenmesi Avrupa’da büyük bir yankı uyandırmıştır. Yıllardır “hasta adam” benzetmesi yapılan Osmanlı İmparatorluğu sanıldığı kadar hasta olmadığını Dünya’ya göstermiştir.

Yazar: Hasan ÇALIK